Kargalar Meclisi - Leigh Bardugo || Kitap Yorumu

01:07:00 dragon's bookshelf 6 Comments Category : , , , , , , , , , , , ,

Kargalar Meclisi
Orijinal Adı: Six of Crows
Yazar: Leigh Bardugo
Yayınevi: Novella Dinamik
Sayfa Sayısı: 528
Çevirmen: Ömer Mülazım
Puan::jsenn::jsenn::jsenn::jsenn::jsenn:

Arka Kapak;
İntikam duygusuyla yanıp tutuşan bir mahkûm. Bahis düşkünü bir keskin nişancı. Ayrıcalıklı hayatını geçmişte bırakan bir kaçak, Hayalet ismiyle tanınan bir casus, Hayatta kalmak için sihir kullanan bir cellat..
Ve hepsini bir araya getiren kaçış uzmanı bir hırsız.
6 Tehlikeli serseri, 1 imkânsız görev. Bu ekip büyük bir felaketi önleyebilecek tek seçenek, tabii önce birbirlerini yok etmezlerse.

Değerlendirme;
Bu kitabın yorumuna girmeden önce sizden açmanızı istediğim bir şarkı var. Farkındayım, bir merhaba bile demeden konuya girdim ama bu kitabı o kadar uzun süredir bekliyordum ki sonunda geldiğinde okumak için hep doğru anı kolladım. Bir anda elim gittiğinde ise tüm kitabı tek bir şarkı ile okudum, bitmemesi için kendimi tutarak okudum hemde. Durun durun, konuşmaya girmeden önce size şarkının ismini söyleyeyim. Fleurie – Soldier. Bu şarkıyı sanki kitaba uyması için yapmışlar. Daha farklı bir şey diyemiyorum kesinlikle. Kitabın her saniyesine uyan mükemmel bir melodisi var. Fleurie’nin sesinin kendine has oluşu ise bambaşka bir durum zaten. Demem o ki elinize kitabı alır almaz öncelikle bu şarkıyı açın. Kaz’ın ve Inej’in bölümlerinde özellikle. Ah o bölümler... Hala kitabı elime alıp sarılıyorum ara ara. Fazlasıyla uzun bir yorum olacak bu okuyacağınız yorum. Kahvenizi ve atıştırmalık ne yiyorsanız yanınıza alın, çünkü ben hemen yoruma giriyorum.

Kapak... Bu mükemmel kapak. Anlatmak için yeterli kelimelerim yok. Ancak kapağı iki şekilde değerlendireceğim. Biri kitabın basımı ve diğeri de kapağın uyarlanması. Yanlış anlaşılmasın, hala kapağa puanım beş üzerinden beş ama bu kapağın görselini hazırlayabilmek için biraz araştırma yaptım ve bana oldukça özenli gelen birkaç adet bilgiye rastladım. İşte bunlara değineceğim.
Bizim ülkemizdeki basımda kapaktaki font orijinalinin tamamen aynısı. Harfler üzerinde kullanılan texture yani dokumsu görüntü de tamamen aynı yapılmış. Leigh ablamızın Tumblr sorularında kapak hakkında bir şeyler bulma umudu ile gezinirken bu font’un Grisha serisine yapılmış olduğu gibi
Jen Wang tarafından tasarlanmış. Kesinlikle bana en orijinal gelen kısımlardan biri bu. Zaten çoğu kitap kendine has font ile çıkıyor bunu biliyorum ama bu kapağı olduğu mükemmelliğe sokan şey bence Leigh’in o Salem esintili arka görselleri ve yazı stili kesinlikle. Güzel bir kapaktan isteyebileceğiniz her şey bulunuyor bu kitapta anlayacağınız.
Bahsedeceğim diğer unsur ise baskısı arasındaki ufak farklılık. Kırmızı yazılmış alıntının ön kapakta olmamasını çok sevdim, nedenini bilmiyorum ama sanki ortalığı çok boğacak bir görüntüsü olurmuş gibi geliyor. Yine de her iki kapak benim için mükemmel derecede güzel diyerek şu uzun kapak konuşmasını bırakıyor, hemen kitabın kurgusuna giriyorum.

Bu kitaba başlamak isteyenlerin en çok sorduğu şey, yazılmış olan ilk seriyi yani Grisha serisini okuyup okumamamız gerektiği. Birincisi, yazarımız dünyayı her iki kitapta da yeterince anlatıyor, yani Grisha’yı okuyarak Kargalar Meclisi’ni elinize almak gibi bir zorunluluk yok. Ama ufak tefek ayrıntılar var kitapta. Örneğin Inej’in bıçaklarından birinin adı Alina. Alina’nın kim olduğunu bilseniz bu bıçağın ismi, neden Inej’i rahatlattığı size belki de biraz daha mantıklı gelecektir. Ya da bir Grisha olan Genya’nın yapmış olduğu bir şeyden söz ederken onun kim olduğunu bilmeniz karakterin geleceğinde ne olduğunu size hafiften çıtlatıyor. Hani ufak tefek ayrıntılar dışında abartılacak bir şey yok kesinlikle ancak ben Grisha’yı okumuş olduğum için oldukça memnunum, bu şekilde okumak benim için her şeyi daha net tuttu. Etherealki’ler kimdi, ne yapardı sürekli ön sayfadaki açıklamaları incelemek zorunda kalmadım, sonuçta bu acemilik süresini çoktan üzerimden atmıştım ilk seri ile. Zaten bu kitapta Grisha'ların güçleri o kadar önemli olmuyor çünkü yazarımız Jurda'nın etkisinin ne kadar olduğunu bize belirtmek istediğinden Grisha'ları açıkça bize anlatıyor karşımıza çıktıkça. Bunlara dayanarak söylüyorum ki Kargalar Meclisi için ilk seriyi okumanıza hiç gerek yok, doğrudan bu kitaptan da başlamak mümkün.

Kitabımız devamında görmeyeceğimiz iki karakter ile başlıyor. Burada kitap boyunca aksiyonun üzerine kurulmuş olduğu ilk maddeyi tanıyoruz. İlk iki bölüm olmasına rağmen kitabın neden aksiyonlu geçeceğinin ufak bir habercisi gibi oluyor bu sayfalar. Çünkü konumuz Jurda Panem. Grisha’lara korkunç güçler veren, onları bağımlı yaparak tüketen bir tür uyuşturucu. Normal bir insan Panem’in bir damlasıyla bile ölebilecekken bu ilaç/uyuşturucu Grisha olanlara muazzam güçler sunuyor. Şifacılar insanların zihnine girebilecek kadar güçlenirken, cellatlar insanları sadece bir bakışları ile parçalara ayırabiliyor. (Elbette kitapta çok parçalanma görmüyoruz ama ilacın güçlerini size kısaca anlatabilmek için bu benzetmeyi kullanmak durumunda bulundum.) Dalgaların hâkimleri duvarların içinden geçmeye başlıyorlar, rüzgârın hâkimleri uçmaya başlıyor... Daha çok ama çok fazlası. İşte bu andan itibaren bambaşka bir yere geçiş yapıyoruz. Döküntüler. Kargalar. Birbirinden sorunlu, birbirinden özel karakterlerimiz. Her bir karakteri anlatacağım ama kısacık, elimden geldiği kadar kısacık bir biçimde olacakları fazla spoiler'a girmeden dikkat ile anlatacağım. Yine de kitaptan biraz bahsetmek için kurguya dokunmamız gerekiyor biliyorsunuz. Hadi başlayalım.

Kitabın ilk sayfalarında karakterlerimizin birbirleriyle olan ilişkileri, hayatları ve Döküntüler'in nasıl bir topluluk olduğu kısaca bize sunuluyor. Bu fazlasıyla komplike karakterleri anlamamız için bize yaratılmış harika bir fırsat. Gizemli bir şekilde öldürülen önemli biri için araştırma yapılırken kitap boyunca göreceğimiz isimlerden birkaç tanesi ile karşılaşıyoruz. Karakterleri detaylı anlatacağım ama şimdi burada belirtmemin bir sakıncası yok sanırım. Kaz, Inej ve Jesper. Bu birkaç bölümün ardından kitabımız asıl kurgusuna, heyecanlı kısma geçiyor. Tüm Grishalar'ı etkileyecek olan Jurda Panem tehlikesi ile açık göz, kendinden emin Kirli Eller yani Kaz Brekker, yani mükemmel Kargalarımızın lideri bir görev için çağrılır. Amaç Panem’i üreten bilim insanını yakalamak, onu kaçışı imkansız olan Buz Sarayı’ndan çıkartmak ve konseye teslim etmektir. Karşılığında alacakları yüksek miktarda ödül herkesi borçlarından kurtarmaya, hayallerine ulaştırmaya yetecek kadar yüksek olduğundan umutsuz karakterlerimiz bir ekip oluşturup soğuk topraklara doğru bir yola çıkarlar. Ekibin oluşturulması ise kitabın en renkli başka bir anıydı benim gözümde. Ailesinden koparılıp bir zevk evine satılmış olan Inej’i kurtaran Kaz onu kesinlikle yanına alıyor çünkü Hayalet isimli bu kızımız bir cambaz ve inanın, siz farkına varmadan zihninizden bile sırlarınızı çalabilecek kadar yetenekli. Bir cellat olan ama Drüskelle’ler tarafından alıkonulmuş, sonra kendini kurtarmış olan Nina, okumak için gelmiş, kendini kumar masalarında kaybetmiş silah düşkünü Jesper, hapisten kaçırılan, kendi halkıyla ekibi arasında seçim yapmak zorunda kalan Matthias, nereden geldiği belirsiz olsa da liderin gelmesini uygun gördüğü imha uzmanı –sayılabilecek kadar yıkım yaratmayı başaran- Wylan ve tepeden tırnağa bir sır küpü olan Kaz. Kaz hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum, kitabın sonuna kadar düşüncelerinin içine girip çıkıyor olsak da asla gerçek amacını anlayamıyoruz. Geçmişi önümüze az çok sunulmasına rağmen tüm karakterlerde olduğundan daha fazla gizli tutuluyor Kaz Brekker. İnsanların kendinden korkmasını iyi bir şey olarak gören, kendine canavar denmesine izin veren ama canavar olmak ile uzaktan yakından alakası olmayan biri diyebiliyorum onun için. Yine de tüm ekibin en güçlü üyesi, hatasına, tüm kitap boyunca başına gelen tek hatasına rağmen her şeyden sıyrılmayı biliyor. Baştan sona sorunsuz kurgulanmış bir kitaptan bahsediyorken yapılmış her şeyin planlı olduğuna emin olabilirsiniz. Zaten Leigh ablamızın bu özelliği ilk serisinde de vardı. Kitapları en tuhaf noktalarda bitiriyor, aklımızda sorular bırakıyor, daha kitabın çıkmasına aylar varken bizi çılgına çeviriyordu. Kargalar Meclisi’nde ise bundan daha fazlası vardı. Bitmek bilmeyen bir gizemle sarılmış karakterler, Jurda’nın geleceği... Daha bir sürü şey.
Kitabın en sevdiğim kısımlarından bir tanesi kurulmuş dünyanın her bir yanından gelen karakterlerdi. Örneğin hepsi on yedi, on sekiz taş çatlasın on dokuz yaşlarında olmasına rağmen klasik bir genç-yetişkin fantastik kitabında gördüğümüz anlamsız cıvık aşk sahneleri, saçma ilişkiler, bazen okuyucuyu krizlere sokan boş karakterler yoktu. Kitabın içinde olan bir karakter varsa eğer, o altı kişiden birinin hayatını bir şekilde etkilemişti. Her yaşanmış şeyin bir kurgusu vardı, bu kadar yoğun ve fazla karakterli bir kitapta herkesin kendine has bir hikayesi olması o kadar büyük bir başarı ki. Aksiyon, aşk –yok dememe bakmayın elbette var!-, kötü karakterler, pek iyi sayılamayacak kadar günah işlemiş iyi karakterler... Her şekilde kusursuzdu. Kitap boyunca o kadar çok imkânsız görünen şey başardılar ki, sonlarında yaşanan olayla şoka girdim. Çünkü hayatımda gördüğüm en güzel kurgu tokatlarından biriydi benim gözümde. Hiç beklemediğiniz bir anda, öyle büyük bir şey oluyor ki kurgunun bir saniye içinde bambaşka bir boyuta ulaşmasını görüyorsunuz. Böyle büyük plot-twistler yani benim deyimim ile kurgu tokatları normalde olayı başka taraflara çekerken bu kitapta göreceğimiz şey kitabın düşündüğümüzden daha derin, daha büyük, daha göz korkutucu bir kurguya uzandığını gösteriyor. Bu başarıyı kesinlikle yazarın akıl erdiremediğim üslubuna bağlıyorum. 

Son olarak kitabın dilinden bahsedeyim her zaman yaptığım gibi. Yazarın üslubu ilk serisinden daha gelişmişti. Bunu neye dayanarak söylediğimi sorarsanız söyleyeyim, ilk serimizde çok etki etmeyen boş karakter bulunuyordu. Bazı yerler eksikti, belki de sıfırdan kurulmuş bir dünya olduğundan başta her şey fazlasıyla karmaşık geliyordu ama buna rağmen dili benim gözümde kusursuzdu. Hatta yorumda da bunu belirtmiştim. Her nasıl oluyorsa, nasıl oldurmayı başarıyorsa, yazarımız bu kitapta üslubu bambaşka bir hale getirmiş. Aksiyonu gram kırmadan betimlemelerle karakterlerin hepsini bize hayal ettiriyor, olayları sanki görüyormuşuz gibi hissettiriyor, yeri geldiğinde ağlatıyor –ya da ben ağlamaya fazla meyilli olduğumdan ciddi biçimde ağladım-, bir başka sayfada kahkaha attırıyor. Yani ilk üç kitabın ardından gözle görülür bir gelişme var üslupta. Dediğim gibi zaten güzel olan, bağlayıcı bir dili daha iyi hale nasıl getirmeyi başarmış bilmiyorum ama kitaplığınızdaki en güzel anlatımlardan birine sahip bir yazar Leigh Bardugo. Bu açıdan da kitaba tam tamına beş puan. Elimde olsa binlerce yıldızlı beş veririm ama buna uygun bir görsel yapabilmiş değilim henüz.

Daha kitabı nasıl öveceğimi bilemiyorum sanırım. Mutlaka okumanız gerekiyor, bir fantastik alıp aksiyona, heyecana doyayım diyorsanız elinize almanız gereken ilk kitaplardan biri kesinlikle Kargalar Meclisi olmalı. Ayrıca kitabın sitesinde de iki adet quiz var. Birincisi ne tür bir Grisha olduğunuzu söylüyor. Ben Darkling –Karanlıklar Efendisi’nin gücü, karanlığa hükmetme kısacası, bunu da bilmek için Grisha serisini okumuş olmanız gerekiyor kesinlikle- çıktım, her ne kadar Cellat olabilmeyi ummuş olsam da. Ayrıca hangi Kargalar Meclisi karakteri olduğunuzu bulabileceğiniz quiz de var ve onda Inej çıktım. Bunda da kendimi Nina ile yakın görüştüm ama demek ki Hayalet ile uygun düşen bir karakterim varmış. Quiz’ler İngilizce, sayfa linkini buraya bırakıyorum, tıklayıp gidebilirsiniz. TIK!

Mutlaka okuyun, okutturun, insanlara sevdirin. Yorumlarınızı bırakmayı unutmayın, sizlerin hangi Grisha ve Kargalar Meclisi karakterini çıktığını merak ediyorum kesinlikle. Sizleri seviyorum! İyi okumalar.

RELATED POSTS

6 yorum

  1. ikinci kitap ne zaman çıkar sinem abla?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha yurt dışında çıkmadı, ekim ayında yurt dışına gelecek bize de herhalde çıkmasından birkaç ay sonra ulaşır diye umuyorum :)

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Ikinci kitap ne zaman cikar biliyo musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstte de yazmış olduğum gibi, hala yurtdışında çıkmasını bekliyoruz. :)

      Sil
  4. Kitap ckti mi aceba bilginiz var mı ikincisi

    YanıtlaSil